Turizm Bilgisi
Çeşme-Ilıca-Şifne
  
Pamfilya, Karia ve Likyalılar tarafından yapıldığı bilinen ve Türkiye'nin başlıca turizm merkezlerinden biri olarak uluslararası üne de sahip bulunan Çeşme İlçesi, plajlarının yanı sıra Şifne'deki şifalı kaplıcaları ile de bir cazibe merkezidir.

İnce ve bembeyaz kumları ile Ilıca Plajı'nın ünü ülkemiz sınırlarını aşmıştır. Şifne bölgesinde termal sular denizin içinden çıkmakta, ılıcalarda bulunan çamur, güzellik iksiri olarak kullanılmaktadır. Bölge, iç ve dış turizme hitap eden her türlü konfora sahip otel, motel ve pansiyonlarla donanmıştır. Ayrıca Aya Yorgi Koyu, Pırlanta, Paşa Limanı, Tur Site, Çiftlik gibi adlarla bilinen 20 dolayında koyla çevrili bulunan Çeşme, balığı ile ünlü Dalyan gibi doğa harikasına, özellikle yaz aylarında son derece renkli bir eğlence yaşamına da sahiptir.

Çeşme Kalesi ve burada bulunan müze ise tarih meraklıları için bulunmaz bir nimettir. Kaledeki müzede bir sualtı arkeoloji müzesi oluşturulması çalışmaları da sürdürülmektedir. Tamamlandığında yörede yapılan araştırmalarda elde edilen tarihi eserler bu müzede sergilenecektir.

Sörf Turizmi: Rüzgar sörfünün dünyadaki en önemli üç merkezinden biri olan Çeşme-Alaçatı, hızlı rüzgarı ve dalgasız deniziyle her yıl düzenlenen uluslar arası şampiyonalara (EFPT Avrupa Windsurf Şampiyonası ve PWA Slalom Windsurf Kupası) ev sahipliği yapmaktadır.
 
Özdere-Gümüldür

Özdere (Kesre), İyon Uygarlığı'nın Efes'ten başlayan Teos'a kadar uzanan Ege Sahil çizgisi üzerinde yer almaktadır. Geniş sahili ve alternatifli tesisler ile Özdere İzmir'in önemli tatil beldelerinden biridir.

Balıklıova-Mordoğan-Karaburun
  
Urla Yarımadası'nın kuzeyinde kurulu Karaburun'da çeşitli dönemlerde yapılan kazılarda ilçenin M.Ö. 3000 yıllarında Hititler tarafından kurulduğu anlaşılmıştır. Urla'yı geçtikten sonra Teknoloji Enstitüsü önündeki kavşaktan sağa dönen kıvrımlı yola sapıldığında ilk ulaşılan yerleşim yeri Balıklıova'dır. Buradan sonra girintili çıkıntılı sahil bandı, Mordoğan'ı takiben Karaburun'a kadar uzanır. Bakir bir doğaya sahip Karaburun ve Mordoğan yöresi turistik alt yapı bakımından henüz gelişmemiş olmakla birlikte, sakin ve doğa ile başbaşa bir tatil yapmak isteyenler için idealdir. Yörede ayrıca Ege'nin en leziz balıkları da avlanmaktadır.

Yassıca Ada

Urla açıklarında bulunan Yassıca Ada İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin yaptığı tesis ve düzenlemelerle İzmirliler'in gözde tatil yerlerinden biri haline geldi. Yaz aylarında İzdeniz'in düzenlediği günü birlik vapur seferleri ile ulaşımın sağlandığı Yassıcaada, temiz mavi denizi ve sessiz ortamı ile büyük ilgi görmektedir.

Foça 

Menemen'i geçtikten kısa bir süre sonra İzmir-Çanakkale karayolundan sola saparak gidilen Foça İlçesi, dünyada nesli tükenmekte olan Akdeniz Fokları, bu canlıların yaşadığı Siren Kayalıkları, barbun ve çipurası ile ünlüdür. Foça ile Yeni Foça arası birbirinden güzel ve çam ağaçları ile kucaklaşan koylarla bezenmiştir. Foça ayrıca kalesi, tarihi eserleri, muhteşem doğası ile turistleri çekmektedir. Yeni Foça'da da plajlar ve konaklama yerleri bulunmaktadır. Menemen'i geçtikten kısa bir süre sonra İzmir-Çanakkale karayolundan sola saparak gidilen Foça İlçesi, dünyada nesli tükenmekte olan Akdeniz Fokları, bu canlıların yaşadığı Siren Kayalıkları, barbun ve çipurası ile ünlüdür. Foça ile Yeni Foça arası birbirinden güzel ve çam ağaçları ile kucaklaşan koylarla bezenmiştir. Foça ayrıca kalesi, tarihi eserleri, muhteşem doğası ile turistleri çekmektedir. Yeni Foça'da da plajlar ve konaklama yerleri bulunmaktadır.

Kaplıcalar
Balçova Kaplıcaları (Agamemnon)
Adını, Troya kentine saldıran Mykene Kralı Agamemnon'dan alan Balçova Kaplılacaları (Agamemnon), Homeros'un destanlarında ve ve coğrafyacı Strabon'un eserlerinde yer verildiği gibi antik dönemlerden bugüne uzanan yüzyıllar boyunca şifa merkezi olarak kullanılmaktadır. Büyük İskender'in ordularından bir grubun yaralarının tedavi edildiği kaplıcalar bölgesinde antik kalıntılara rastlanmamakla birlikte, tarihi kaynaklardan bilgi edinilmektedir. 1763 yılında Elfont Mil isimli bir Fransız tarafından yeniden ortaya çıkarılan Agamemnon Kaplıcaları, yeniden inşa edilmiş, daha sonraki dönemlerde konaklama üniteleri ve çeşitli tesisler ilave edilerek günümüze kadar gelmiştir. Kaplıcalarda sıcak su, çamur banyosu ve içme suyu bulunmaktadır. Modern tıbbın imkanlarından da yararlanılarak tedavi yöntemleri uygulanan kaplıcalara, gerek yurt içinden, gerekse de yurt dışından, özellikle de Norveç'ten büyük ilgi gösterilmektedir. Su sıcaklığı 63 dereceyi bulan kaplıcalarda 3.3 oran değerinde radyoaktivite bulunmakta ve şifalı su sodyum bikarbonat ile klorür içermektedir. Agamemnon Kaplıcaları daha çok üst solunum yollarının kronik iltihapları, nefritler, bazı iltihaplar, romatizma sendromları, metabolizma bozuklukları ve deri hastalıklarının tedavisinde yararlı olmaktadır.

Mahmudiye Ilıcası (Bergama)
Radyoaktivite oranı yüksek, sodyum açısından zengin olacak Mahmudiye Ilıcası'nın su sıcaklığı 26 derecedir. Kalsiyum içermemesi nedeniyle yöre halkı tarafından çamaşır suyu olarak da kullanılan kaplıca suyunun daha çok cilt hastalıklarına iyi geldiği bilinmektedir.

Çeşme Ilıcası
Su sıcaklığı 58 derece dolayında olan ılıca İzmir Çeşme yolu üzerinde ve Çeşme'ye 5 km mesafede deniz kıyısında bulunmaktadır. Ilıca ile plajın aynı yerde bulunduğu dünyanın en ilginç ve zor bulunur ender ılıcalarından biridir. Sodyum klorür, potasyum klorür ve magnezyum klorür ihtiva eden suları; romatizmanın kronik her şekli, gut, şişmanlık gibi metabolizma bozuklukları ile raşitizm, kadın hastalıkları, cilt hastalıkları, karaciğer ve idrar yollarının ağrılı hastalıklarının tedavisinde yararlıdır.

Karakoç Ilıcası-Seferihisar
Seferihisar'ın 17 kilometre güney doğusundaki Kavakdere Köyü yakınında bulunan Karakoç Kaplıcası'nın sularında bol miktarda karbon dioksit, sodyum klorür ve bikarbonat bulunur. Romatizma, cilt ve raşitizm hastalıklarının tedavisinde etkilidir. İçmesuyu olarak kullanıldığı ise mide ve bağırsak bozukluklarına iyi geldiği bilinmektedir.

İzmir'in Tarihi ve Kültürel Değerleri
Efes-Selçuk
  
İzmir’in 74 km. güneyinde bulunan Efes, 12 İyon kenti içerisinde günümüzde kalanların en önemlisidir. Helen, Roma ve Bizans uygarlıklarının paha biçilmez mirasıdır. Dünyanın 7 Harikası’ndan biri olan ve döneminin en önemli mermer yapısından günümüze bir sütununun kaldığı Artemis Tapınağı burada bulunmaktadır.

Hristiyan dünyası için kutsallığını hala koruyan St. Jean Kilisesi de Efes sınırları içerisindedir. Yine Hristiyan inanışına göre, uyuyanların Kıyamet Günü’nde yeniden dilecekleri Yedi Uyurlar Mağarası buradadır.
  
Trajan Çeşmesi, Hadrian Tapınağı,Celsus Kütüphanesi, 24 bin kişilik Büyük Tiyatro’sunun yanı sıra Çifte Kiliseler ve Bülbül Dağı eteklerindeki Yamaç Evleri de burada yer almaktadır. Selçuklu Mimari’sinin en önemli yapılarından olan 1375 tarihli İsa Bey Camisi ve Hristiyanların kutsal haç yeri sayılan Bülbül Dağı’ndaki Meryem Ana Evi, dini mekanları ziyaret etmek isteyen turistlerin en önemli uğrak yerlerindendir. Efes Antik kenti, UNESCO’nun Dünya Miras Alanları Listesi’nde yer almaktadır.

Artemis Tapınağı: Dünyanın Yedi Harikası’ndan bir tanesidir. Tapınak, Anadolu’nun ana tanrıçası Kybele’nin mezhebine aittir. Lidyalı Kral Croesus kabartmalarla oyulmuş olan bazı sütunları tapınağa bağışlamıştır. Tapınağın bir bölümü, M.Ö. 356’daki tarih sayfalarına isim bırakma hevesi taşıyan Herostratus tarafından ateşe verilmiştir.

Selçuk-Meryem Ana Evi 
Hristiyanlığın kutsal anası Meryem Ana’nın evi, Selçuk’a 9 km. uzaklıkta olan Bülbül Dağı üzerinde bulunmaktadır. Ev, Meryem Ana’nın son zamanlarını geçirdiği yer olarak bilinmektedir. Meryem Ana’nın mezarı da Panayır Dağı’nın kuzeydoğu eteğinde yer almaktadır. Uzun bir süe, her 15 Ağustos’da Meryem Ana Evi’nin bulunduğu Panama Kapulu’da dinsel törenle düzenlemiştir.1957 yılında Papalık tarafından buranın Meryem Ana Evi olduğunu onaylanmış ve Hristiyanlık için “Hac Yeri” olarak ilan edilmiştir.

Teos- Seferihisar
İzmir İli, Seferihisar İlçesi, Sığacık Mahallesi’nde yer alan antik liman kenti Teos, İzmir’in yaklaşık 60 km güneybatısındır. İonia bölgesinin oniki kentinden birisidir ve Athamas tarafından kurulmuştur. Kent, Isthmos adı verilen küçük bir yarımada üzerinde kurulmuş ve gelişmiştir. Yarımadanın ortasında yer alan Kocakır Tepe üzerinde kentin akropolü yükselmektedir. Akropolün kuzey ve güneyinde birer limanı bulunan Teos, akropol ile güney liman arasında gelişmiştir. Bu alanı, çok iyi korunmuş durumda olan ve yaklaşık 6 km uzunluğundaki Hellenistik Dönem kent suru çevrelemektedir. Hellenistik Dönem kent suru dışında kalan akropolün kuzeybatısındaki sırtlar Geometrik ve Arkaik Dönem; güney ve güneybatısındaki sırtlar ise Hellenistik ve Roma Dönemi nekropol (mezarlık) alanı olarak kullanılmıştır.

Şirince
İzmir’in Selçuk ilçesinin 8 km doğusunda yer alan Şirince; üzüm bağları, şeftali bahçeleri, zeytinlikleri ve benzersiz bir mimariye sahip özgün evleriyle ünlü eski bir Rum köyüdür. Tarihi dokusunu büyük ölçüde koruyan bu köyde, köy halkı geçimini ev işi şarap yaparak ve dantel, zeytinyağı, keçi peyniri satarak sağlamaktadır. Restore edilip pansiyon haline getirilen taş evler, köyün tuizm potansiyelini arttırmaktadır.

Bergama
Bergama tarih boyunca pek çok medeniyete ev sahipliği yapmıştır. Bergamalılar, keçi derisini işlemek suretiyle bugünkü parşömen kağıdını bulmuşlardır. Bu buluşla antik çağın en büyük ikinci kütüphanesi Bergama’da kurulmuştur. Helenistik dönemin bilim ve sanat merkezidir. Tiyatrosu, Athena kutsal alanı, Traian ve Dionysos tapınakları görülmeye değerdir. Bugün Berlin Müzesi’nde sergilenen “Zeus Sunağı” ise antik çağın en önemli eserleri arasında yer alır. Aşağı Bergama bölümünde, Helenistik Dönem’de, Sağlık ve Hekimlik Tanrısı Asklepion adına kurulmuş büyük bir tıp merkezi bulunmaktadır. Fiziksel tedavinin yanı sıra ruhsal tedaviye de önem verilen merkez, psikoterapinin beşiği olarak kabul edilir.

Müzeler
İzmir Arkeoloji Müzesi

İzmir’in merkezi Konak’ta Bahribaba Parkı içinde yer alan müze, 1984 yılında ziyarete açılmıştır. Üç katlı bir yapı olan müzede çeşitli teşhir salonları, laboratuvarları, depoları ile fotoğrafhanesi, kitaplığı ve bir de konferans salonu bulunuyor. Sergilenen eserlerden bazıları; Erythrai’de (Ildırı) bulunan Kore Heykeli, Anadolu’nun en büyük Tanrıçası Kybele’ye ait çeşitli heykelcikler, Herakles, Medusa ve Zafer Tanrıçası Nike heykelcikleri ve Efes kazılarında bulunan Afrodit Heykeli’dir.

İzmir Etnografya Müzesi
18.Yüzyıl’da inşa edilmiş olan müze, Neo-Klasik bir yapıya sahiptir.1831 yılında vebaya yakalanan hastalara tahsis edilen bina, daha sonra 1845 yılında yoksul Hristiyan ailelerine devredilmiş ve 1987 yılında üzerinde yapılan son değişikliklerden sonra Ethografya Müzesi olarak hizmete sunulmuştur. Müzede, İzmir ve çevresinin 19. Yüzyıl yaşamını yansıtan eserler sergilenmektedir.

İzmir Atatürk Müzesi
1862 yılında Kordon’da Tüccar Takfor tarafından yaptırılmış olan taihi bina, 1927 yılında Belediye tarafından Atatürk’e hediye edilmiştir. Atatürk’ün İzmir’e geldiği zamanlarda kaldığı bu ev, 1941 yılında müzeye dönüştürülmüştür.

Tarihi Kemeraltı Çarşısı
Osmanlı Dönemi yapılarının yoğun olduğu ticaret bölgesidir. Sokakları, meydanları, hanları, tarihi ve dini yapılarıyla kentin kültürel birikim değeri yüksek bölgelerindendir. Nesilden nesile aktarılan baharat, pastane ve giyim mağazalarıyla dünyanın pek çok yerinden gelen müşteriler için hala önemli bir tercih sebebidir. Geleneksel Türk el sanatlarından çini, ahşap ürünleri, halı ve deri ürünlerinin her çeşidini içerisinde barındırır.

İzmir Saat Kulesi 
20.yüzyıl başlangıcından bu yana Konak Meydanı’nı süsleyen İzmir’in simgesi tarihi saat Kulesi, II. Abdülhamid’in tahta çıkışının 25. yılı nedeniyle 1901 yılında yaptırılmıştır. Osmanlı Mimarisiyle donatılan kule 25 m. yüksekliğinde olup dairesel zemin etrafında 4 çeşmesi bulunmaktadır. Kulede bulunan saat, Alman İmparatoru II. Wilhelm’in hediyesidir.

Kızlarağası Hanı
  
İzmir’in önemli yapılaında biri ona Kızlarağası Hanı’nın yapımı hakkında kesin bir bilgi olmamakla birlikte, 1745 yılında tamamlandığı tahmin edilmektedir. Osmanlı mimarisinin günümüze ulaşan ender eserlerinden biri olan Kızlarağası Hanı’nda, çok çeşitli el sanatları ürünleri, halı çeşitleri ve çarpıcı hediyelik eşyalar bulunmaktadır. Osmanlı döneminde kervanların konakladığı Kızlağası Hanı, bugün kültür ve ticaet merkezi olarak işlevini sürdürmektedir.

Kadifekale (Pagus)
İzmir ikinci kez, M.Ö. 333 yılında kente gelen Büyük İskender’in gördüğü rüya üzerine Pagos Dağı (Kadifekale) eteklerinde tekrar kurulur. Kadifekale, kentin yeniden kuruluşu sırasında inşa edilmiştir.

Helenistik dönemde, kentin sınırları bir yandan günümüzde Bahribaba Parkı olarak bilinen bölgeye, diğer yandan ise Meles Çayı’na kadar uzanmaktadır. Kadifekale, körfez manzarasının tadını çıkarmak için eşsiz bir mekandır. Büyükşehir Belediyesi, kale içinde arkeolojik kazı çalışmaları başlatırken, kale duvarlarının restorasyonu için de çalışma başlatmıştır. İzmir Büyükşehir Belediyesi ayrıca, Kadifekale eteklerinde toprak altında bulunan ve 16 bin kişilik olduğu tahmin edilen antik Roma Tiyatosu’nun dünya insanlığına kazandırılması için de çalışmalar yürütmektedir.

Agora
Büyük İskender zamanında kurulmuş olan pazaryeridir. M.S. 178’deki deprem sonrası tamir edilmiş hali günümüze kadar ulaşmıştır. Agora’nın bir bölümünde hala kazı çalışmaları devam etmektedir. İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından desteklenen arkeolojik kazı çalışmalarının yanı sıra sürdürülen kamulaştırma çalışmalarıyla tarihi yapının etrafı açılarak kazı alanı genişletilmekte ve Agora’nın kentle bütünleşmesi sağlanmaktadır. Agora ve çevresi nin, “Tarih ve Sanat Parkı” olarak düzenlenmesi planlanmıştır.

İzmir Mutfağı
Bu gezegen üzerinde yaşayan onlarca medeniyet arasındaki kültürel etkileşimlerden, coğrafi koşullardan, doğanın sunduğu bereketten ve bunların hepsinden önemlisi zeytinyağıdır Zeytinyağı, antik çağlardan beri İzmir mutfağında kullanılmaktadır. Bunun en önemli kanıtı ise Urla’da yer alan Klazomenai İyon antik kentindeki “Zeytinyağı işliği” ve dünyanın en eski zeytinyağı fabrikası örneğidir. Hal böyleyken, yemeklerin özellikle de otlu yemeklerin tadı çok lezzetlidir. Birçok sebze, balık, üzüm, şarap, zeytin, zeytinyağı ve Ege yemeği, vücudu kuvvetlendirme özelliklerinin yanı sıra, hastalıklara karşı doğal koruma sunmakta ve hatta bazı rahatsızlıklar için tedavi olarak kullanılmaktadır. Ege mutfağı zeytinyağı ve diğer bölgelerde bilinmeyen otlar kullanılarak pişirilen yemeklere sahiptir. Ege mutfağını anlamak için pazarlara bakmak yeterlidir. Ege pazarları, özellikle ilkbahar ve sonbaharda, sebze ve ot bakımından oldukça zengindir. Bu otların birçoğu zeytinyağı ve limon eklenerek, salata gibi yenilebilir. Kimileri ise haşlanabilir, hatta içine yumurta kırılarak sahanda da pişirilebilir.
    
Bunların yanı sıra meyve, yoğurt, süt, yumurta, farklı tür zeytinler, kurutulmuş sebzeler, salça, kaymak, peynir çeşitleri, tereyağı ve ev yapımı reçeller de Ege pazarlarının zenginliğine zenginlik katmaktadır. İzmir mutfağı başlıca deniz yemeklerinden oluşur. Barbun balığı, ahtapot, kalamar, levrek ve çipura İzmir’de gurme lezzetler halini alır. Karides ve denizkestanesi de oldukça iyi hazırlanır. Ege bölgesine özgü gurme lezzetleri Kordon, İnciraltı, Narlıdere, Çeşme ve Foça hattındaki balık restoranlarında tadabilirsiniz (özellikle soğan piyaz, zeytinyağı ve limonlu kızarmış levrek veya karabiber, havuç, patates ve soğanlı fırın levrek). 
    
Otantik Tatlar
Bitki örtüsü ve etnik grup çeşitliliği bu zengin karışımın ana nedenleridir. Tere çorbası, Tarhana çorbası, Keşkek, Zerde, İzmir köfte, Ödemiş kebabı, Tire köfte, Boyoz (bir tür Yahudi çöreği), biftek, Mücver, domates çorbası, kol böreği, Gerdan tatlısı, Tel kadayıf ve Radika salatası İzmir’in meşhur lezzetlerindendir. Bu otantik lezzetleri denemenizi tavsiye ediyoruz.

Kumru ve Gevrek
Kumru, kökeni Çeşme olan ve büfelerde 24 saat boyunca bulabileceğiniz bir tür sandviçtir. Gevrek ise simide İzmir’de verilen addır. Bu ikisi İzmir’in gurme lezzetleridir.

İzmir’e gittiğinizde vapur iskelelerinde veya çevrelerindeki kafelerde kahvaltı keyfi yaşamayı unutmayın. Bir bardak sıcak çay, biraz peynir ve gevrek isteyin. İzmir’in dingin sabahında bu uygun fiyatlı ve sağlıklı kahvaltıdan keyif alacağınızdan eminiz.